İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bağımsız | İletişim | Özgeçmişim | Kitaplarım | Hakkımda Yazılanlar | Animasyonlu Şiirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

YAZILARIM

Genetik Devrimci Çocuklar…

04 Şubat 2012 Cumartesi, 09:07

Riskli bir ameliyata gireceğim 11.Ocak.2012’de “Ülkenizi ve Halkınızı Torunlarınız’ gibi sevin başlıklı yazımla veda etmiştim. Altı saat süren zorlu bir ameliyat sürecinde ve sonrasında “sakınan göze çöp batar” sözüne rahmet okutan olaylar yaşandı.

Riskli bir ameliyata gireceğim 11.Ocak.2012’de “Ülkenizi ve Halkınızı Torunlarınız’ gibi sevin başlıklı yazımla veda etmiştim.

Altı saat süren zorlu bir ameliyat sürecinde ve sonrasında “sakınan göze çöp batar” sözüne rahmet okutan olaylar yaşandı. Bu süreci, akla hayale gelmeyecek aksilikleri ve ameliyatta meydana gelen tirajı komik vakaları bir başka yazımda paylaşacağım.

Şimdi ise bu zorlu ameliyat sonrası canlarımın yani ikiz torunlarımın kendi tanımlamaları ile nasıl “Genetik Devrimci” olduklarının bana tebliğini sizlerle paylaşacağım.

Son yazılarımdan birinde “Gitmek mi zor, kalmak mı zor” diye yazmıştım.

Altı saat narkoz almış bir insan olarak hastane odasındaki televizyonda duyduğum ilk haberle gözlerimi açıp ve işittiklerimle dellenip, sinir katsayım tavan yaptığı anda anladım ki benim ülkemde kalmak daha zormuş.

Henüz kendime gelememişken televizyonda Laik Türkiye’nin en önemli sembollerinden olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının AKP iktidarı tarafından uydurma gerekçelerle nasıl masal yapılacağını duydum.

O anda sağımdan-solumdan sarkan rengârenk torbalara, küçük bir elektrik panosunu andıran ve vücudumun çeşitli yerlerine bağlanmış onlarca kabloya ve tepemde sallanıp elimi kolumu bağlamış olan bilumum serumlara ve etrafımdaki insanların şaşkın bakışlarına rağmen bir ok gibi fırlayıp ayağa kalktım.

Gerek vücut dili, gerek işaretle ve gerekse sesli olarak en şiddetli ve en hak edilen şekilde haberi protesto ettim.

Tabi’i ki beni o durumda gören doktor ve hemşireler ne dedi ne düşündü bilemem, ancak bana gerçekten çok özel, çok sevgi ve saygı dolu davrandılar.

Yıllardır bir takım güzel terim ve tanımlamaların ardına sığınılarak bu ülkenin temel taşları sökülüp temelli dinamitleniyor ama nedense görmezden, duymazdan geliniyor.

Tıpkı mehter marşı gibi bir ileri iki geri gidiyoruz farkına varılamıyor veya korkudan ses soluk çıkmıyor.
En son yargıda bu durumu net olarak görebiliyoruz ama artık dile getirecek cesaretimizin bile olmadığını hep birlikte gözlüyoruz.

İşte bizi biz yapan… Saygın yapan, bağımsızlığımızın ve Laik Demokratik Cumhuriyetimizin simgesi olan bayramlarımız birer, birer kadük ediliyor.

Cumhuriyetimizin simgesi olan tüm bayramlar yozlaştırılarak; anlamlarından, yarattığı duygu ve içerikten uzaklaştırılıp sıradanlaştırılmak isteniyor.

Ben eski bir sporcu ve beden eğitimi öğretmeni olarak AKP’nin en önemli hedeflerinden birisinin 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramını her koşulda ortadan kaldıracağını veya anlamsızlaştıracak bir şekle sokacağını yıllardır söylüyordum.

Çünkü 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramının toplum için, Laik Cumhuriyet için ne ifade ettiğini, nasıl bir düşünce devrimine sebep olduğunu ve olabileceğini yaşayarak görmüş bir kimseyim.

Bundan 53 yıl önce, ben 11 yaşındayken Manisa Ordu Spor Okulunun yetiştirdiği 4 jimnastikçi kızdan biri oldum.

Ancak bu durumdan babamın haberi yoktu. Çünkü Elazığ Palu’lu olan babamın benim bu çalışmaları siyah bir mayo ile yaptığımı gördüğü anda beni keseceğini düşünüyordum.

O dönemde babamın sülalesindeki tüm kadınlar siyah çarşaflı, çoğunluğu da peçeliydi. Kızların okula gittiklerini düşünmek bile affedilmeyecek bir hataydı.
Oysa babam beni ortaokula yazdırarak zaten kendi çapında devrim yapmıştı... Bundan ötesini istemek tahrik olurdu.

Manisa Ordu Spor Okulunda; İstanbul, İzmir, Ankara ve Konya sporcularının da katıldığı bir müsabaka için bizlerin ailelerine de davetiye gönderilmiş.
Babam bana ne olduğunu sorduğunda titreyen bir sesle “spor müsabakası” dedim.

Babamın çalıştığı saatlere denk geldiği ve bu tür bir faaliyetle ilgilenmeyeceğini, yani hiçbir koşulda gelmeyeceğini düşündüğüm için korkmamış ve endişelenmemiştim.

Müsabaka günü seremoni başlayıp iller sıra ile kızlar önde erkekler arkada salona girip bir tur attığımızda olanlar oldu.

İzleyiciler arasında annem ve babam da vardı!!!!!
O andan sonrasını hatırlamıyorum. Babam öfkelimiydi? Yüzü nasıldı? Çok kızmış mıydı bilmiyorum…

Titrediğimi, midemin bulandığını ve bir an için bacaklarımı hissetmediğimi fark ettim. Hatta kimsenin yüzünü görmemek için başımı önüme eğdim ve hiç kaldırmadım.
Ta ki atlama beygirinde sıra bana gelene kadar...

O kadar korku ve stres altında nasıl yaptım bilmiyorum ama bir nefes alıp hızla koştum ve o güne kadar yaptığım daha doğrusu attığım en iyi “saltoyu” yaptım.

Saltoyu atıp inerken bacaklarımı birleştirip, kollarımı başımın iki yanından yukarı kaldırıp halka selam verirken babamla göz göze geldim.
İnanılması güç ama gördüğüm manzara gerçekti…
Babam ayaktaydı ve coşkuyla beni alkışlıyordu. Suç ortağım aneminde yüzünde mutluluk ve gurur vardı.

Bu olaydan sonra babam her 19 Mayıs Bayramına mutlaka gelir, genel hareketlerle birlikte bizlerin yaptığı jimnastik gösterisini izler ve tüm arkadaş ve dostlarına gururla, onurla benim bu alandaki başarımı anlatarak öğünürdü.

Babamın bu tavrı beni Eskişehir’de Bölge atleti yapmış, Akademi Kulüpte basketbol oynamama sebep olmuş ve 1968 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi bölümünü bitiren 11 kız öğrenciden birisi yapmıştır.

Mezun olup gittiğim Bilecik’te tüm okulların katılımı ile hazırladığım ve “Tuna dansı” müziği eşliğinde yaptıkları modern jimnastik gösterilerini, kızlarımın, siyah mayolarıyla yapabilmelerini birkaç gerici pravakotöre karşın halkın takdirini kazanmayı başarmış bir öğretmen yaptı.

Ama en önemlisi bu bayramlar feodalitenin etkisinde kalan babam ve babam gibi dar pencereden bakan insanlarda düşünce devrimine sebep olmuştu.

İşte bu nedenle AKP Laik Demokratik Cumhuriyetin sembolü olan bu bayramlara düşmandır. Bu bayramlar onların dönüştürmeye çalıştığı gerici ve eşitlikçi olmayan yaşam biçimlerinin panzehiridir.

Bu nedenledir ki zorlu bir ameliyat sonrası dinlediğim ilk haberle bu nedenle çok sarsıldım.
Gerisi malum:

Mini buzul çağının yaşandığının iddia edildiği günümüzde Van’da yaşanan felakete çare bulunmadığı, çözüm üretilmediği ve hala çadırlarda yaşamak zorunda kalınması ve yine bir çocuğun yanarak can vermesiyle başlayan ve peşi sıra gelen yürek burkan haberler yine canımı yakmaya devam etti.

İşte bu sırada ziyaretime gelen dostlarımdan biri olan Av. Bilgin Alaybey’in ziyareti benim için farklı bir anlam kazandı.

ABD emperyalizmine kafa tutabilen, her türlü zorluğa ve ambargoya karşın halkıyla birlikte onurluca direnebilen KÜBA ve onun efsane lideri Fidel Castro, eski devrimciler, solcular hatta solumtraklar tarafından bile önemsenir!!!

Küba’ya gitmek bu nedenle bizler için önemlidir.
Birçoğumuzun bu tür bir arzusu vardır.
Üç yıl kadar önce bazı dostlar böyle bir gezi yaptılar dönüşte dostum Mümin Ceyhan, güzel bir yazı yazdı bu nedenle kendisini kıskanmıştım.

Bu yılda sevgili Bilgin Alaybey böyle bir geziye katılmış. Mübarek adam gittin anladık bi dur artık…
Bu kadar da nispet yapılır mı?

Sabah akşam Facebooktan dizi film gibi yayınlıyorsun Küba gezisiyle ilgili resimleri. Tüm hasetlenmeme karşın ne yazık ki sağlık sorunlarım benim bırakın böyle uzun bir geziyi katılmayı, son günlerde on dakika ayakta kalmama müsaade etmiyordu.

Zaten çekilen tomografide; sol böbrekte 3,5 cm den büyük bir taş olduğu ve böbreğin ağzını tıkadığı, bir ucunun da kanala inmiş vaziyette olduğu ortaya çıktı.

Bu yetmezmiş gibi kötü bir sürprizle sağ böbrekte de bir taş tespit edildi. Onunda düşmek isterken dar olan kanalı tıkadığı görüldü.

Yani bu durum da bana işte o zoraki ve zorlu ameliyatı yaptırdı.

Bilgin Alaybey, ziyaretime geldiğinde bu kıymetli taşlar artık böbreğim yerine bir kutuda muhafaza ediliyordu. Yani bu azaptan kurtulmuştum.

Benim Küba sevdamı bildiği için “Dostum merak etme seni bizim gruba dâhil edeceğiz. Lüküs hayat istemezsen bir kez daha Küba yapacağız” deyince çok sevindim.

Hatta nostalji olsun diye “Birde Rusya seferi düzenleyelim” dedim… Bu arada benim canlarım, 11 yaşındaki ikiz torunlarım ziyaretime geldiler…

Öncelikle Medikal Park’ın yakışıklı Genel Müdürü Necip Bey’e talip oldular ve benden “Kendisine benim iki tane bekâr torunum var deseydin” diye yapmam gerekeni tebliği ettiler.

Sonra da bu güne dek birlikte yapamadığımız seyahatlerin hayalini kurmaya başladılar. Bende kendilerine; “kusura bakmayın ama ben önce Küba’ya gideceğim” dedim.

Anında “Bizde geleceğiz” talebi geldi.

Kendilerine çok uzak olduğunu, üstelik orada kendilerine cazip gelecek çok şey olmadığını anlatmaya kalkınca itirazla karşılaştım.
“O zaman sen neden gidiyorsun?”

Bütün ikna gücümle onlara “Canlarım siz bakmayın bana… Oraya daha çok eski devrimciler, solcular bir noktada nostalji yapmaya gidiyorlar.
Sizi çok daha eğlenceli yerlere götüreceğim” dedimse de kabul görmedi. İlk itiraz Deniz’den geldi

“Kusura bakma ama madem oraya devrimciler gidiyor o zaman bizim mutlaka gitmemiz lazım…” dedi.

—Neden o? Neden mutlaka gitmeniz lazımmış?

“Çünkü bizde devrimciyiz…”

Büyük bir ciddiyetle ve öfkeyle söylenen bu söz üzerine gözleri fal taşı gibi açılan anne ve babası da makarayı koyuverdiler.

—Nasıl yani? Siz nasıl devrimci oluyorsunuz?

“Neden olmayalım tam on yıldır biz senden devrimi dinliyoruz… Ayrıca benim adım neden DENİZ…????”

Biz şaşkınlık içinde olayı anasıl izah edeceğimizi düşünürken Eylül büyük vuruşu yaptı:

“Her şeyden önce biz “Genetik Devrimcileriz…” Onun için bizim de gelmemiz lazım…

—Anlamadım ne demek Genetik Devrimci?

“Biz senin torunların değimliyiz işte onun için Genetik Devrimciyiz… Birde o gideceğin yerde birisi vardı hani sen orada kimi görmek istiyordun?”

—Anladım… Fidel Castro’yu…

“Evet, bizde onu göreceğiz. Birde orada Che Guevara var… Hani sen onu da çok seviyorsun ya... Başına hep bere takıyor.”

Bu sözler hepimizi hem şaşkınlıktan şok etti, hemde bu “Genetik Devrimci” sözü gülme krizine girmemize sebep oldu.

Bu arada benim Genetik Devrimcilerim, bu konuşmadan sonra yağan karında etkisi ile takılan yün berelerin bir tarafı yana kaydırılarak indirildi ve iki küçük CHE oldular…

Bu olay beni çok düşündürdü.
Hatta özeleştiri yapmama sebep oldu. Beni idolleri olarak kabul eden canlarıma hiçte iyi örnek olmadığımı anladım.

Ayrıca onlara Atatürk Devrimlerinden başka bir devrimden söz ettiğimi de pek anımsamadım.

Gerçi Pazar günleri yaptığımız beyin fırtınası sırasında Irak ve orta doğuda ki savaşlardan ve barışın öneminden söz ettiğimiz oluyordu.

Anlaşılan kendi çıkarları uğruna savaşları çıkaran ve mazlum halkların cellâdı olan emperyalist ABD’den, bahsederken ona karşı durabilen tek ülke ve lider olarak Fidel Castro’dan ve Che’den söz etmişiz ki akıllarında kalmış.

Gerçi Deniz haklı… Onların “Senden on yıldır devrimi dinledik” dedikleri konular şöyle gelişti.

Daha doğrusu bu çocuklar benden hep şunu dinlediler:

Bilgi ve çalışmak çok önemlidir.
Sadece bilgili olmakta yetmez... Toplumda saygın, önemli, işe yarar olmak ve takdir edilmek istiyorsanız: akıllı, üretken ve yardımsever olacaksınız. Yoksul ve kimsesiz insanların onurunu kırmadan yardım edeceksiniz.
Size muhtaç olan herkese el uzatacaksınız. Ülkedeki ve Afrika’da bir lokma ekmeğe ve suya muhtaç olan insanları unutmayacaksınız

Paylaşmayı bileceksiniz. Her koşulda barıştan yana tavır koyacaksınız… Hak ve hukuktan ayrılmayacaksınız.
Kendinize güvenecek; hak yemeyecek ama hakkınızı da her koşulda korumasını bileceksiniz vs gibi temel kavramları mümkün mertebe öğretmeye çalışmıştım.

Bu konuda başarılı olduğumdan şöyle emin olmuştum:

Üç yıl kadar önce Elazığ’da olan deprem nedeniyle iki kardeş kendi çaplarında yardın göndermeye kalktılar. Bu işi öyle iyi organize ettiler ki fikirlerini okul idaresine benimsetip tüm arkadaşlarıyla birlikte ciddi bir yardım kampanyasına imza attılar.

Hatta bu konuyu gazeteci Gül Kolaylı hem Haber Gazetesinde hemde köşesinde paylaştı.

Yine kızlarım devrim olarak niteledikleri bu hasletleri o kadar iyi özümsemişler ki dolaplarında ne varsa bahçede veya sokakta ki bilumum hayvanlara taşımakta hiçbir sakınca görmezler…

Düşünüyorum da ben neden bu canımdan çok sevdiğim çocuklarıma, aşklarıma bu kadar kötülük yapmışım.

Onlara neden; “Sizler akılı ve güzel kızlarsınız, güzelliğinizin kıymetini bilin... Bu ülkede ya zengin olmanın, devleti yolmanın yolunu bulun ya da bunun yolunu bulanlara varın böylece rahat yaşayın… “demedim?????

Yine, aman siz, siz olun sizi ilgilendirmeyen her olaya karışmayın...

Öyle hak hukuk gibi anlamsız ve gereksiz kavramları savunacağız diye hayatınızı kendinize ve ailenize zehir etmeyin.
Bu işi büyüklerinize yani sizleri yönetenlere bırakın. Bu devirde iş bilenin kılıç kuşananın.

İtibarlı olmak hatta başarılı olmak en önemlisi saygın (!) olmak artık sadece parayla, varlıkla ölçülüyor.
Bununda yolu dindar (!) olmaktan veya olmuş gibi görünmekten, iktidarlara ve uygulamalarına itiraz etmemekten böylece; devletten ihale alabilmekten, belediyeleri talan etmekten, iş takiplerinden ve siyasi rant elde etmekten geçiyor.

Yoksa sonuçta bana benzersiniz. Elinizde sadece günümüzde pekte işe yaramayan namus ve onurunuz kalır…

Yinede tercih sizin çocuklar...

Ya benim sizlere devrim diye öğrettiğim bu hasletlerinizle bir ömür boyu mücadele edeceksiniz. Hatta çoğu zaman çile çekeceksiniz.

Ya da Başbakan’ın istediği “Dindar Nesil”lerden olup kendi çocukları gibi küçücük yaştan itibaren köşe dönmenin yolunu öğreneceksiniz…

Ağzınızdan hak hukuk lafı eksik olmayacak ama o kavramların ne ifade ettiğini bile anlayamayacaksınız.

Sizlerin her gece uyumadan önce ellerinizi kaldırıp Allah Babadan bütün insanlar için özellikle yoksul ve kimsesiz insanlar için istediğiniz o güzel ve anlamlı sözlerin yerine anlamını bilmediğiniz Arapça sözcükler söyleyip dindar nesil (!) olacaksınız!!!!!!!

Sevgili Kızlarım ve onlar gibi düşünen tüm aydınlık çocuklar sözlerim hepinize;

Dindar Nesil yetiştirebilmek için Atatürk’ün armağanı olan Gençliğe Hitabe’yi, ulusal bayramları yasaklamaya çalışmaları aslında onların korkularından

Onlar siz gibi Genetik Devrimci çocuklardan korkuyorlar. Onlar Atatürk’ün istediği sizin gibi; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür çocuklar ve gençlerden korkarlar.

Onlar için demokrasi bir araç olduğundan; sizler gibi bu yaşta bile düşünen, araştıran, sorgulayan, kendinizi özgürce ifade edebilen tüm nesillerden öyle çok korkarlar ki onları kendi geleceklerinden hesap sormasınlar diye yok etmek isterler.

Onlar çıkar ve ikbal uğruna önlerinde eğilmeyen, kulluğu kabul etmeyen, aklın ve bilimin yolundan gitmek isteyen tüm nesillere düşmandırlar.


Sevgili kızlarım, aşklarım, canlarım, umutlarım olan Eylül ve Deniz, sadece şunu bilin ki siz bana yaşattığınız tüm güzelliklerden dolayı ben çok şanslı ve mutlu bir anneanneyim…

Sizleri çok ama çok seviyorum. En önemlisi sizlerle gurur duyuyorum. Benim güzel, akılı ve “Genetikten Devrimci” canlarım.

Güler Buğday


CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN

11 Haziran 2015 Perşembe, 12:05

GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.

15 Aralık 2014 Pazartesi, 09:50

ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..

24 Eylül 2014 Çarşamba, 17:48

12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?

12 Eylül 2014 Cuma, 08:33

Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?

04 Ağustos 2014 Pazartesi, 12:37

Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'

09 Temmuz 2014 Çarşamba, 09:41

Tüm Dostlara Teşekkür…

03 Nisan 2014 Perşembe, 09:09

Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!

06 Mart 2014 Perşembe, 12:22

Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:

01 Ocak 2014 Çarşamba, 12:09

Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...

13 Aralık 2013 Cuma, 14:43

Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.

05 Ekim 2013 Cumartesi, 08:35

Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...

10 Temmuz 2013 Çarşamba, 09:23

Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım

16 Haziran 2013 Pazar, 05:22

CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…

12 Haziran 2013 Çarşamba, 21:08

Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!

04 Haziran 2013 Salı, 08:22

“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…

15 Mayıs 2013 Çarşamba, 07:40

Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.

29 Ekim 2012 Pazartesi, 02:36

Sadece İnsan Olmak!

26 Eylül 2012 Çarşamba, 08:25

Annemin de Başını Ezerler mi?

12 Eylül 2012 Çarşamba, 08:21

Sol Pencereden Ülkücü Yazar Metin Kaplan ve Yeni Kitabı: “Fent/ Orgeneral Eşref Bitlis Suikastı”

20 Ağustos 2012 Pazartesi, 11:33

CHP’de 'Değişim - Dönüşüm ve Yenileşme' slogan olarak kalıp yanlış algılamalarla dezenformasyona sebep olmamalı…

21 Temmuz 2012 Cumartesi, 07:26

CHP’de, %33 Kadın Kotasındaki Haksız Uygulamalar, Siyasetteki Kadın Emeğini Yok mu Ediyor?

25 Haziran 2012 Pazartesi, 18:49

CHP İl Kongresinde kalite, zarafet ve hoşgörü çıta yükseltti.

18 Haziran 2012 Pazartesi, 11:40

CHP’de Değişim ve Uzlaşma Talebi Filiz verdi.

16 Haziran 2012 Cumartesi, 14:56

Gürhan Akdoğan, CHP İl Başkanlığına Aday Olmuyor! Değerli Emaneti Yahya Şimşek’e Teslim Etmek İstiyor.

05 Haziran 2012 Salı, 10:42

Bugün köşemi ‘İşten çıkarılmam için bana tuzak kuruldu’ diye isyan eden Gazeteci Özlem Buğday Yağmur’a verdim:

21 Mayıs 2012 Pazartesi, 10:45

Bu gün anneler günü. 12 Eylül faşizminde sürgünde olan bir annenin duyguları!...

13 Mayıs 2012 Pazar, 11:04

1 Mayıs emeği sömürmeyenlere bayram olsun

01 Mayıs 2012 Salı, 14:32

Bu gün göz ameliyatı olacaktım, ancak gelişen bir kriz sonucu amelyat masasından kalkmak zorunda kaldım.

27 Nisan 2012 Cuma, 08:04

Tatlı Cadılarımın yani “Genetik Devrimcilerin “ bu gün yaş günü…

22 Nisan 2012 Pazar, 10:26

12 Eylül Faşist Darbesinde Avukat Ahmet Hilmi Feyzioğlu Bursa Emniyet Müdürlüğü’nün beşinci katından atılarak öldürülmüştü…

04 Nisan 2012 Çarşamba, 12:14

CHP'den emekçi kadınlara onur belgesi

09 Mart 2012 Cuma, 06:54

Genetik Devrimci Çocuklar…

04 Şubat 2012 Cumartesi, 09:07

Ülkenizi ve halkınızı ‘torunlarınız’ gibi sevin!!!

03 Ocak 2012 Salı, 10:37

CHP’de muhalefet ve Baykal’cılar, bulanık suda balık avlamak istiyor…

13 Aralık 2011 Salı, 08:37

Bu ülkede mütevazı olmak; hele hele siyasette böyle davranmak aptallığa eşdeğerdir…

29 Kasım 2011 Salı, 08:48

Mutsuzum… Ancak, Mutsuzluk tehlikelidir…

20 Kasım 2011 Pazar, 09:53

Beşinci kattan aşağıya düşmek kaç saniye tutar acaba?

07 Ekim 2011 Cuma, 10:40

VİCDAN…

17 Eylül 2011 Cumartesi, 13:59

Huylu huyundan vazgeçmiyor!!!

01 Eylül 2011 Perşembe, 09:11

CHP Üst Yönetiminde Değişimin Kodları!!!

13 Ağustos 2011 Cumartesi, 08:27

Sayın Gürsel Tekin, Bursa İl Kongresi ile ilgili çıkan spekülâsyonlara, ‘Sol/Sosyal Demokrat’lara yakışan’ tavrı koydu.

06 Ağustos 2011 Cumartesi, 14:40

Bursa CHP, kriz üretme merkezi oldu...

30 Temmuz 2011 Cumartesi, 10:17

Yeni CHP’den duyurulur:“Yeni bir tüzük yapmayı düşündüğümüzden, eskisinin hükmü yoktur…!!!”

14 Temmuz 2011 Perşembe, 11:21

Yeni CHP’de Mızrak Çuvala Sığmıyor.

22 Haziran 2011 Çarşamba, 09:23

Egosu Doyumsuz Başbakan’ın Belaltı Savaşlarının Gerekçesi...

18 Mayıs 2011 Çarşamba, 11:20

Yeni CHP Zengin Severler Partisi mi Oluyor?

17 Nisan 2011 Pazar, 14:43

Yeni CHP’de: GDO’lu üyeler İN, organik üyeler OUT…

22 Mart 2011 Salı, 09:08

Bursa’da Aydınlığın Meşalesini Mümin Ceyhan Taşıyor.

10 Mart 2011 Perşembe, 15:37

CHP Sağcı, AKP Solcu, arıyor!!! Fikri Sağlar’dan ‘RET’

02 Mart 2011 Çarşamba, 15:43

Bursa CHP’de Yöneticiler (!) Kafayı Basına Taktı…

24 Şubat 2011 Perşembe, 12:59

Mudanya CHP’de kuraldışı uygulamalar kaos yarattı.

12 Şubat 2011 Cumartesi, 17:22

CHP’de Ayaklar Baş Olmasın!!!

04 Şubat 2011 Cuma, 14:27

Bursa Bağımsız’dan Merhaba...

02 Şubat 2011 Çarşamba, 08:32

Deniz Baykal'a 2nci Ciddi Uyarımdır!

12 Ocak 2011 Çarşamba, 12:02

Referandum Değerlendirmesi

11 Ocak 2011 Salı, 12:01

CHP ve Kılıçdaroğlu'na Pranga Olmayın

10 Ocak 2011 Pazartesi, 12:01

12 Eylül Faşizmi Kimlerin Çocuklarını Korkuttu?

09 Ocak 2011 Pazar, 12:03

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2018 Bursa Bağımsız