İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

YAZAR YAZI

Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...

Demirtaş CHP’ye başkan olduğunda...

20 Ağustos 2014 Çarşamba, 09:22

Oya BaydarT24 Yazarı

Şu günlerde, “CHP nasıl kurtulur?” adlı bayatlamış oyunun bilmem kaçıncı temsilini seyrediyoruz. Parti içindeki itiş kakışın tarafları, bir de eski tellaklarla yeni tellak adayları dışında, oyunun sonunu merak eden pek yok; hamam aynı hamam, tas aynı tas, keseleme usulü de aynı kaldıkça, sorunun cevabının “kurtulamaz” olduğunu artık herkes biliyor.

Eski’den yeni çıkmaz

CHP’li dostlarım beni bağışlasınlar. Maksadım, CHP için yıllardır canla başla çalışan, partisine umut bağlamış, nostaljik hayalleri gerçekleştirme peşinde bir ömür harcamış ya da harcamaya aday insanları rencide etmek, yangına kürekle gidip moral bozmak değil. Ancak, -hele de içerden bakınca- görmedikleri, göremedikleri bir gerçek var: Eski’den yeni doğmaz. Yeni, son kullanım tarihi çoktan geçmiş eski malzemeyle kurulmaz. 1920’lerin devlet partisinden 21. yüzyılın Türkiye partisini çıkaramazsınız. Kemalist cumhuriyet rejiminin vizyon simgesi “altı ok” u yeniden ele alıp, miadını doldurmuş olanları atıp yerlerine çağın ruhunu ve gereklerini yansıtan yeni ve keskin oklar koymadıkça, kuyruğunu kovalayan kedi gibi yerinizde döner durursunuz.

Örnek mi? Altı ok arasında demokratlık yoktur mesela. 1920’lerde anlaşılır olabilecek bu eksiklik, bugüne gelindiğinde CHP’nin temel sorununu ve halini iyi anlatır. Mesela altı ok’un önemli bileşeni milliyetçilik, Türk unsurlar üzerine inşa edilen ulus devletin kuruluş aşamasında Kemalist Cumhuriyet’in dayanaklarından biriyken, günümüzde sağ ya da sol faşizan, ırkçı-şoven hareketlerin/ideolojilerin pusulasıdır. Milliyetçilik sözcüğünün yerine ulusalcılığı koymak dil canbazlığından başka bir şey değildir, özü değiştirmez. Devletçilik oku ise; devletçiliğin solculuk, sosyalistlik sanıldığı (sandığımız) veya öyle satıldığı dönemlerin nostaljisi dışında, günümüz dünyası ve ekonomik alternatifleriyle bağdaşamayacak hantal, verimsiz, savurgan bir modelin adından ibaret kalmıştır. Devrimcilik okunun üzerinde ayrıca durmaya değer. 1923’te, eski düzenin temelden yıkılması, değiştirilmesi anlamında devrim nitelemesini hak eden adımların pek çoğu, bugün düzenin (eski rejimin) korunmasına, bağnazca savunulmasına, içi artık boşalmış bir ezbere teslimiyete, yenilenme korkusu ve direncine dönüşmüştür. Devrimcilik, dünü ve günü aşıp (AKP’nin türedi muhafazakâr sözde devrimcilerinin sandığı gibi yıkıp değil, aşıp) ileriye gitmektir, doksan yıl öncesine çakılıp kalmak değil.

Demirtaş’ın söyleminin büyüsü

CHP’liler; cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında HDP adayı Selahattin Demirtaş’ın söyleminin, keskin Türk ve Kürt milliyetçileri dışında geniş kesimlerden destek bulması, en azından kulak verilip ciddiye alınması üzerine düşünmelidirler. CHP’nin demokrat ve saygın adlarından Rıza Türmen’in, o günlerin heyecanı içinde ne partide ne de dışarda hak ettiği yankıyı bulamayan sözlerini hatırlayalım. Türmen, “Demirtaş’ın söylemi bizim (CHP’nin) söylemimiz olmalıydı derken “yeni”yi ve günümüz Türkiyesi’nin ihtiyaçlarını çok iyi anladığını ifade ediyordu.

Demirtaş; her türlü milliyetçiliği, siyasal dinciliği/ İslamcılığı, yasakçı-otoriter laikliği, halkı küçümseyen vesayetçi seçkinciliği, neoliberal vahşi kapitalizmi reddeden barışçı, birleştirici vizyonu ve bu vizyona uygun üslubuyla cumhurbaşkanlığı seçimlerinin güzel sürpriziydi. Aldığı oylar partisi HDP’nin son seçimlerde aldığı oyu yüzde 50 oranında aştı. Demirtaş’ın oylarını, çatı adayına CHP’li seçmenin duyduğu tepkiyle açıklamak kimilerinin içini ferahlatsa da, bundan ibaret olmadığını, söyleminin samimiyetinin ve yarınlara yönelik umudunun bu sonuçtaki payını görmek gerek.

Demirtaş; eski rejimin sağlı sollu siyasetçilerinin alışılmış kalıplarının dışında konuşuyordu. Türkiyelilik üzerine inşa edilmiş birlik ve barış projesiyle, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin, bütün kimliklerin, eşit yurttaşlık temelinde buluşabileceklerini anlatıyordu. Söylenmedik, duyulmadık şeyler değildi anlattıkları; kimseye sövmeden, muhalefet edip ama kavga etmeden nasıl bir Türkiye, nasıl bir bölge, nasıl bir dünya hayal ettiğini içtenlikle, kendi inandığı için inandırıcı bir üslupla aktarıyordu bizlere. Gözleri ırkçılıkla, Kürt düşmanlığıyla, bölünme fobisiyle perdelenmemiş olanlar, onda kaşarlanmış hırslı siyasetçiyi değil insanı gördüler, yeniyi, gençliği, umudu gördüler. Demirtaş’ın söyleminin büyüsü: kirlenmiş, yozlaşmış, tıkanmış bir siyasal ortamda hâlâ umut olabileceğini hissettirmesindeydi; gençliğinde, tazeliğinde, geçmiş ezberlere esir olmamasındaydı.

CHP’de hangi zihniyet değişmeli?

“Partide zihniyet sorunu var” diyor ulusalcı kanadın önde gelen adlarından Emine Ülker Tarhan. Zihniyetin değişmesi gerektiğini savunuyor. Çok haklı: CHP’de zihniyet sorunu var. Ulusalcılık yaftası altında, Kürt sorununu zerre kadar kavramamış, anayasal eşitliği kabul etmeyen, yeni bir anayasa yapılırken vatandaşlığın Türkiyelilik üzerinden tanımlanmasına bile tahammül edemeyen, pek çok noktada MHP ile buluşan, devlet tahakkümünü, vesayetçiliği, halk küçümsemesini, elitizmi solculuk sanan zihniyetin değişmesi gerek. İronik olan, değişmesi gereken zihniyetin, partide zihniyet sorunu var diyerek kazan kaldıran CHP ulusalcılarının zihniyeti olması.

Bu zihniyet değişirse geriye ne kalır peki? Çoğunu tanıdığım, saygı duyduğum tek tek namuslu, değerli, demokrat, sosyal demokrat insanlar, onların hayal kırıklıkları; bir de kaşarlanmış siyaset bezirgânları, bir de Kılıçdaroğlu gibi, beş benzemezi dengede tutup mukadder sonu geciktirmeyi başarı sanan vasat politikacılar.

CHP’ye sağlıklı bir bölünme dilemeliyiz

Bir siyasî yapının birliği, partililerin ayrıntıda değil ama ana hatlarıyla aynı vizyonu paylaşmaları, aynı ideolojik ilkeleri savunmaları anlamına gelir. Böyle bir birlik CHP’de uzun zamandır yok. Buna rağmen parti kavga dövüş varlığını sürdürüyor. Bölünmüyor, çünkü bölünmek için bile net bir vizyon, programatik ilkeler, temel sorunlara açık seçik çözüm önerileri gerekir. Partinin içindeki kanatların tek birleştikleri nokta iktidara istemezükçü muhalefet olursa, o siyasal yapının hayatiyeti ve iktidar umudu kalmamış demektir.

CHP’nin; ülkenin devasa sorunlarına yönelik cesur, gerçekçi, yarınlara dönük çözüm önerileri yok, sadece “hayır”ları var. Biz o konuda rapor yazdık, Genel Başkanımız kaç kere belirtti, bilmem hangi belgemizde var, vb. gibi cevaplar topluma hiçbir şey söylemiyor, hiçbir inandırıcılık, güvenilirlik taşımıyor. Atatürk’ün partisi olmakla övünmenin, Cumhuriyet’in en eski partisiyiz böbürlenmesinin, ulusalcılık kozuna oynamanın, hele de solculuk yaftası takınmanın 2014 Türkiyesi’nde en küçük kıymeti harbiyesi yok.

Olağanüstü kongreye giden partide, genel başkan adaylarından muhalefet sözcülerine, hepsi yıllardır bildiğimiz, tanıdığımız kişiler, söylemleri de aynı bayat söylem. Parti meclisi değişecek dendiğinde ortada dönen isimlere baktığımızda, darbeci-vesayetçi geçmişleri tescilli kişiler öne çıkıyor. Gerçekten yenilikçi, demokrat, çağdaş sosyal demokrat partililerin adı yok.

CHP, “Demirtaş’ın söylemi bizim söylemimiz olmalıydı”, diyenlerle “Kürtlerle ben eşit olabilir miyim” zihniyetinin temsilcilerini birarada tutmayı artık sürdüremez. Demokratik, çoğulcu Türkiye özleyenlerle darbeci-vesayetçi geçmişe özlem duyanlar ve onun parçası olanlar aynı siyasî çatı altında daha fazla barınamaz. Kılıçdaroğlu’nun onları birarada tutma politikası hem Türkiye’ye hem de CHP’ye zarar veriyor.

Böyle bir durumda partinin bölünmesi zorunludur, sağlıklıdır. Ancak; eski tellakların çevresinde kümelenenlerin, “senin adamın, benim adamım” ilkesizliğine bulanmış bölünmesinden değil, ideolojik, ilkesel, vizyonel bir bölünmeden söz ediyorum. Yazının başlığına dönecek olursak, HDP’li Demirtaş’ın vizyonunu, söylemini, umudunu CHP’ye taşıyacak bir bölünme umut doğurabilir.

Demirtaş, CHP’ye başkan olduğunda, koymuşum yazının adını. Halam amcam olamaz, biliyorum. Ama, Demirtaş’ın söylemini doğru bulup benimseyenlerle aynı vizyonda, aynı umutta buluşan CHP’lilerin siyasî birliği denenmeye değmez mi?

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız