İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

YAZAR YAZI

Ve malum soru: Kime oy verelim?

Ve malum soru: Kime oy verelim?

22 Mart 2014 Cumartesi, 07:57

Yetvart Danzikyan/AGOS

Gazeteyi elinize aldığınızda, 30 Mart seçimlerine 10 gün kalmış olacak. Ve kime oy vereceğini baştan beri bilenler dışında kalan kesim için, “Kime oy versek?” tartışmaları da iyice hız kazanmış olacak. Dolayısıyla, meseleye değinmek için uygun bir hafta.
Birkaç eğilim ve tartışma aksi var. Hiç düşünmeden AKP’ye oy verecekleri buraya katmıyorum, aynı şekilde CHP’ye oy verecekleri de.

Orada tartışma filan yok zaten.
Bu sütunun asıl ilgileneceği konu, AKP’ye oy vermeyecek olan ama kime oy vereceğini bilemeyen ya da bilse de emin olamayan, içinde bir huzursuzluk yaşayanlardır.
İlk ana tartışma, CHP ve İstanbul’da Mustafa Sarıgül, Ankara’da Mansur Yavaş üzerinden yürüyor.

Deniyor ki “Tamam, CHP’yi yeterli bulmayabilirsiniz, Sarıgül ve Yavaş da belki içinize tam sinmeyebilir ama AKP’ye sert bir uyarı ya da AKP’den kurtulmak için ilk olarak Ankara ve İstanbul’u kaybetmeleri gerekiyor.
O yüzden Sarıgül ve Yavaş’a bas geç.”
Herhalde en çok bu görüşü duymaktayız son günlerde. Açıkçası, kendi içinde tutarlı olabilir, bu argümanla gidip oy verecek olana bir şey diyemem.

Ancak kendi adıma şunu söyleyebilirim: İnsan oyunu, aklına iyice yatan birine ya da bir partiye vermeli. İçime, vicdanıma sinmeyen birine ya da bir partiye bugün kadar hiç oy vermedim.

Kime oy verdiysem, desteklenmesi gerektiğine inandığım, onu meşru siyasal alanda, parlamentoda görmek istediğim, demokratik hayatımızı zenginleştireceğine, demokrasinin ve halklar arasında eşitliğin bu topraklarda kökleşmesine yardımcı olacağına inandığım için verdim.

25 yıldır böyle. (İlla ipucu arayanlar için burada anahtar kelime ‘halklar’.) Evet, anlıyorum, bu tür kritik seçimlerde taktik adımlar atılabilir, içimize sinmeyen adaylara oy verilebilir, böylece siyasetteki gidişat değiştirilebilir, ya da değiştirme yönünde bir imkân elde edilebilir, dolayısıyla kazanma ihtimali az olan adaya oy vermek, bu gidişatı engelleyebilir vs.

Anlıyorum, bunlar da güçlü argümanlar. Bu konuda diyeceklerim şunlar: Valla, ben kritik olmayan hiçbir seçim hatırlamıyorum. Bilmiyorum, kritik olmayan bir yerel ya da genel seçim hatırlayanınız var mı? Ve bu argüman her seçimde önümüze geldi. Bu seçimde, az önce tarif ettiğim şekilde geldi. Bir ya da birkaç sonraki seçimde, belki “X parti iktidar olmak üzere. Ona verilmeyecek her oy, Y partisine yarayacak. Onun için oyunu X partisine ver” argümanı ortaya atılacaktır. Bunun sonu gelmez.
Bu, partilerden bağımsız olarak şunu dayatıyor bize: “Bu oyun müesses nizamın oyuncuları arasından oynanan bir oyundur. Sistem dışı oyunculara bir yere kadar yer vardır, ama iş ciddiye bindiğinde sistemin asıl aktörlerine dönmek gerekir.” Mantık çok kabaca budur ve bu mantığı kabullendiğinizde artık X partisinden şikâyetçi olma hakkınız kalmaz. Çünkü o partiyi zorlayacak, değiştirecek fikirlerin ve hareketlerin gelişmesini, serpilmesini kendi ellerinizle engellemiş olmaktasınızdır. Bu seçimde şu nedenle, başka bir seçimde de başka bir nedenle bu argüman hep geçerli olacaktır. Dolayısıyla belki bir anda fark edeceksiniz ki, X partisi aslında yıllardır olduğu yerde duruyor ve sistemin bu özelliğinden dolayı, kendine rakip olacak hareketlerin önünü kesmekten başka bir işe yaramıyor; üstelik bunu rıza ile yaptırıyor, kerhen oy atanların hiçbiri de daha sonra dönüp “Ya, ben yıllardır ne yapıyorum” demiyor, bu oyunu oynamaya devam ediyor.
İlkesel itirazlarım bunlar. Fakat gelin yine de taktik kısmını boş geçmeyelim. Şimdi: AKP’nin son yıllardaki otoriter tutumundan daralan, Gezi Direnişi sırasındaki gaddar, kendi tabanını galeyana getirici çizgisinden ve şu son yolsuzluk operasyonu ile ortaya dökülen çürümüşlüklerden ikrah eden, yetmezmiş gibi, sahneye koydukları son Ergenekon oyununu görüp dert edinen ve bir an önce AKP’nin artık hiç olmazsa kendi önerdiği gibi ‘sandıkta’ mağlup edilmesinden yana iseniz, ve bu yolsuzluk soruşturmasının oy marifetiyle örtülmesine razı olmayacak biri iseniz, elbette ki sizi çok iyi anlıyorum, çok sayıda insan öyle, öyleyiz.
AKP seçimleri kaybetmeyecekse –ki bu pekâlâ mümkün–, iki ihtimal görünüyor: AKP’nin büyük bir oy kaybıyla ve az farkla birinci parti çıkması, ya da az bir oy kaybıyla, yine birinci parti çıkması. Kişisel olarak, iki seçenek arasında fazla bir fark görmüyorum. AKP bu seçimlerden şu ya da bu şekilde galip çıkabilir. Ancak şu artık çok açık ki, seçimlerin ardından hayata hiçbir şey olmamış gibi devam etmemize imkân yok. AKP, daha doğrusu Erdoğan ile bu ‘yönetim’ anlayışının sonuna geldik. Sisteme nasıl el koydukları ve bu sistemi nasıl da “Mağduruz” argümanıyla savundukları ortada. Berkin Elvan’ın cenazesinden sonra Erdoğan’ın söyledikleri de keza tarihe geçti. Bu gaddarlığın, bu zihniyetin sadece Türkiye’de değil, herhangi bir ülkede uzun süre tedavülde kalacağını düşünmüyorum. AKP’nin Berkin Elvan’ın cenazesindeki o büyük kalabalık karşısında paniğe kapılarak sokak çetelerini Gezi Direnişi’nin üzerine salma planının da ‘sürdürülebilir’ olmadığı ortaya çıktı, ayrıca.
Özetle, yolun tamamının değilse de bir bölümünün sonuna geldiğimizi düşünüyorum. Evet, genişçe bir taban Erdoğan’ın yanında duracaktır, hatta belki de bu taban gitgide agresifleşecektir. Ancak uzun vadede AKP’nin daha yumuşak ve ılımlı bir çizgiye çekilmek zorunda kalacağını düşünüyorum.
Bu kadar lafı niye ettim? Asıl meseleye gelmek için: AKP, Gezi Direnişi’nin de etkisiyle, ya da bana sorarsanız büyük oranda bu direnişin çizdiği yeni politik hat sayesinde kendini bu yola soktu. Yani aslında AKP’yi tapelerden, müesses nizamdaki rakiplerinden önce ve en az onlar kadar, sistem dışı bir hareket, hiç hesapta olmayan bir hareket zayıflattı, ‘yenilmez, sarsılmaz’ imajını yıktı.
Bu yüzden, eğer mesele ilke değil taktikse, orada da büyük bir baskı hissetmenin âlemi yok. Oyun zaten ne zamandır –her ne kadar öyle görünse de– kurulu düzenin aktörleri arasında oynanmıyor. Sistem içi muhalefet, sistem dışı muhalefetin arkasından, hem de epey arkasından geliyor. Öncelikle o güce sırtımızı dönmeyelim derim. Buradan yola çıkınca, gerisi zaten gelir.

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız