İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

YAZAR YAZI

'Herkes terör örgütü üyesi olabilir'

'Herkes terör örgütü üyesi olabilir'

15 Ağustos 2013 Perşembe, 07:52

Spl Haber Portalı

Ama AKP davalarında bu delillerin olmaması suçsuzluğa değil “suçluluğa” dayanak gösteriliyor. Bu yaklaşımla herkes her örgüte dahil edilebilir: “Örgüt atipik, adam da o kadar profesyonel ki delil bulamadık... Müebbet hapsine!”

İlhan Cihaner -soL

Örgütsel...

Beyhude çabaya devam edelim...

Diğer AKP davalarında (KCK, Odatv, Devrimci Karargah, Balyoz, Hopa, RedHack, Gezi vs.) olduğu gibi Ergenekon davasında da, ceza hukukunun ve ceza usul hukukunun evrensel ilkelerinin alabildiğine ihlal edildiği tartışmasız. Kullanılan yöntemler birbirlerinin adeta fotokopisi.

Bu davaları şehvetle savunanların en çok başvurdukları yöntemlerden birisi yargılananların bir kısmını hakkındaki “suçluluk algısından” faydalanmak. Biraz sıkışınca da bu kişilerin geçmişlerindeki bazı davaları ve iddiaları hatırlatmak. O da olmazsa “dava karmaşık, çok sanıklı, yaşın yanında kuruda yanar” gibi oldukça hukuki(!) bahaneler sıralamak.

Her bir argüman ve kavram fazlasıyla tartışılmayı hak ediyor. Özellikle sırada bekleyen davalar ve soruşturmalar göz önünde bulundurulduğunda “hukuki cinnetin” değmediği toplumsal grup, hareket, parti, hatta insan kalmayacak. Kutuplaşmanın alabildiğine derinleştiği ortamda her bir hukuki kavram, ayrıca siyasi alanda da yankısı bulduğundan, bu tartışmaların önemi daha da artmaktadır.

Karara bağlanmış davalarda olduğu gibi devam eden davalarda da, hukukçuların, siyasetçilerin, yorumcuların en çok kullandıkları kavram “örgüt” ve “örgütsel”.
İnsana dair her faaliyet ve eylemin, adeta maymuncuk haline getirilmiş “terör” kavramıyla kriminalize edilmesi gibi bir durum söz konusu. Dernek toplantısı, mesleki tanışıklık, telefon trafiği hatta ve hatta arkadaşlıklar gibi, her türlü “bir araya geliş” de, “örgüt” ve “örgütsel bağ” kapsamına sokulur hale geldi.

Şüpheciliği ve paranoyayı aşıp “cinnet” sınırlarında gezinen bir yaklaşım.

Mesela; KCK basın davasında, haber ajansı müdürünün muhabire verdiği haber talimatı, polis fezlekesinde örgütsel talimat olarak adlandırılınca, gazeteciliğe ait ve hemen her gazetede her gün yüzlerce kez yapılan bir eylem, terör mevzuatının alanına girmiş oluyor.

Bu yaklaşım meşrulaştırıırken kullanılan “atipik örgüt”, “örgüt üyeleri bir birisini tanımayabilir” gibi yaklaşımlar eğer derin bir cehalet değilse, yargı eliyle yürütülen terör rejiminin daha da derinleştirilecek olmasının işaretleridir.

Şöyleki “örgüt suçu” ve “örgütlü suçluluk” flu/amorf kavramlar değildir. Ceza yasası ve içtihatlar detaylandırmıştır. Bir yapının örgüt olarak adlandırılabilmesi için kabaca; en az üç kişi olacak, aralarında gevşek olsa bile hiyerarşi ve iş bölümü olacak, birden fazla suç işleme iradesi etrafında birleşilmiş olacak.

Bu koşulları karşılamıyorsa örgüt suçundan söz edilemez. Bu kriterler belirsiz hale getirilirse yasallık ilkesi ortadan kalkar. Bu durumda da gücü elinde bulundurana, bugün için suç sayılmayan bir eylemi ileride suç olarak nitelendirebileceği bir açık çek verilmiş olur. Hele hele bu örgüt “atipik”, “üyeler bir birini tanımayabilir” denildiğinde ispat hukuku da bir kalemde engizisyonun gerisine atılmış olur;

Tabii ki bazı suç örgütlenmelerinde (hücre tipi örgütlenmelerde olduğu gibi) tüm üyeler birbirini tanımayabilir. Ama aradaki iş bölümü, hiyerarşi ve süreklilik hiçbir şüpheye yer bırakılmadan delillendirilmek zorundadır. Esasen örgütün varlığı ancak bu delillerle ortaya konur. Suç olan eylemle, sanığı birbirine bağlayan akli, hukuki, mantıki delil yoksa suçluluk da olamaz.

Ama AKP davalarında bu delillerin olmaması suçsuzluğa değil “suçluluğa” dayanak gösteriliyor. Bu yaklaşımla herkes her örgüte dahil edilebilir:

“Örgüt atipik, adam da o kadar profesyonel ki delil bulamadık... Müebbet hapsine!”

Aşağıdaki alıntı Ergenekon iddianamesinin İlhan Selçuk’ a ait kısmından;

“... Bundan 35 yıl öncesinde bu derece örgütçülüğünü ortaya koyan kişinin, geçen zaman ve edindiği tecrübeler de hesaba katılırsa, soruşturmamız kapsamında atılı suçları işlediğine ilişkin iletişim tespit tutanakları, aramalarda ele geçen malzemeler ve yazıları dışında, kendi ifadeleri ile olayın aydınlatılabilmesinin ne kadar zor olacağı açıktır. Şüpheli İlhan SELÇUK’un daha önce yargılanıp beraat ettiği bir davayı burada hatırlatmamızın nedeni, şüphelinin önceki sorgulamalarda ve ifadelerinde ne kadar tecrübeli ve profesyonel olduğunu vurgulamak içindir. Yoksa şüpheli hakkında daha önce kesinleşmiş bir hüküm bulunan davayı tartışmak değildir. Şüpheli İlhan SELÇUK cep telefonu kullanmamaktadır. Sabit telefondan yaptığı görüşmelerde de çok dikkatli konuştuğu örgütsel yapıyı deşifre edebilecek her türlü söz ve tavırdan uzak durduğu tespit edilmiştir.”

Yani dinlemişsiniz, izlemişsiniz ama şüphelinin örgüte üyeliğini ortaya koyacak delile ulaşamamışsınız. Ama o kadar tehlikeli ve profesyonel ki delil bırakmıyor. Ama hakkında örgüt yöneticiliğinden iddianame düzenlenmesinden kurtulamıyor.

Özetle yargımız cezalandırmak için suça da ihtiyaç duymuyor delile de.

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız