İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

YAZAR YAZI

Doğu’nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık

Doğu’nun sefaletinin temelinde yatan kuramsal yanılgı ve muhafazakârlık

21 Ağustos 2012 Salı, 08:49

Merdan Yanardağ/YURT GAZETESİ

Batı’nın “ilmini ve tekniğini alıp, kültürünü ve değerlerini reddetmek” anlayışı, ülkemizdeki sağcılığın, muhafazakârlığın ve dinciliğin temel tezidir. Öyle ki, Türkiye’nin ve bütün Doğu’nun (bu arada İslam dünyasının) geri kalmışlığının nedeni bu anlayışın gereğinin yerine getirilmemesine bağlanır. Burada sözü edilen yerel kültür ve değerlerin temelini ise din oluşturur. Dolayısıyla daha açık bir anlatımla, İslam dünyasının geri kalmışlığı, ilkelliği, sefaleti ve cehaleti –ki yeryüzünde gelişmiş tek bir İslam ülkesi yoktur- kendi değerlerinden uzaklaşmaya, Batı’nın etkisine girerek yozlaşmaya bağlanır.

Bu tutum tam anlamıyla bir zavallılıktır. Çünkü çözüm olarak daha fazla dine, yerel kültüre bağlanma önerilir. Siyasal İslamcıların ve bütün dincilerin tüm tezlerinin temelini bu yaklaşım ve/veya teori oluşturur. Ancak, Bu yaklaşımın Soğuk Savaş yıllarının bitimine kadar (1990’lar) taşıyıcıları muhafazakârlar ve sağcılar oldu. Bu nedenle klasik muhafazakârlık nedir ne değildir, bu pazar biraz yakından bakalım. Ne dersiniz?

***

Muhafazakârlık; var olanı “muhafaza etmek” yani “korumak” kökünden gelir. Bu yanıyla siyasal ve felsefi bakımdan sadece eski düzen savunusu değildir. Eski düzenin kurumlarının yeni düzende de devam etmesi gerektiğini ve bu kurumların zaman içinde kendiliğinden dönüşüme uğrayacağı görüşünü savunur. Radikal dönüşüme karşıdır. Son çözümlemede bir burjuva akım olan muhafazakârlık, tarihin akışına, toplumlara ve siyasal düzene devrimci müdahalelere karşı çıkar.

İdeolojik bir iç tutarlılığı yoktur. Gerçek anlamda temelleri 18. Yüzyıl sonlarında atılan muhafazakârlık, genelde kendisinin ideolojik bir akım olarak tanımlanmasına da karşı çıkar.

Klasik muhafazakârlık, Fransız Devrimi (1789) sırasında eski toplumsal kurumlara karşı yürütülen devrimci müdahaleler ile her türden siyasal radikalizm karşısında, aydınlanma ve modernleşmeye kuşkuyla bakan tutucu taşranın politik eğilimi olarak doğmuş ve şekillenmiştir.

Muhafazakârlık Aydınlanma felsefesine ve akılcılığa karşıdır. Bu yanıyla muhafazakârlar, gerçekte insanlığın ortaçağdan çıkışını sağlayan akıma ve felsefeye itiraz ederler.

Muhafazakâr ve İslamcı yazıcıların Aydınlanmanın karşısına koydukları “akıl” ise, sınırlandırılmış, sadece kutsal metinler içinde hareket edebilen ve dogmalar tarafından teslim alınmış bir akıldır. Dünyevi işlerde, toplumsal ve siyasal olaylarda, aklı değil nakli (vahiy) esas alma tutumudur.

***

Muhafazakâr akım kendi içinde bütünlüğe sahip değildir. Dinciliğe yaklaşan tutucu kanatları olduğu gibi, liberalizme yaklaşan eğilimleri de vardır. Değişimi ve toplumsal ilerlemenin kaçınılmazlığını gören bazı muhafazakâr hareketler, Aydınlanmaya akılcılığa, modernleşmeye, devrime ve değişime doğrudan eleştiri yöneltmek yerine, bu devrimlerin kimi sonuçlarına itiraz ettiler.

Dolayısıyla, muhafazakârlık değişimin kaçınılmazlığı karşısında duyulan bir çaresizlik halidir. Değişimin kaçınılmazlığını görmek fakat onun hızına ve kapsamına itiraz etmektir. Bu anlamda muhafazakârlığı, devrimci ve radikal değişime yönelttiği itiraz yoluyla değişimin kendisini denetim altına alma çabası olarak da tanımlamak mümkündür.

Bu nedenle muhafazakâr akımı günümüze taşıyan ve daha gerçekçi olan bazı temsilcileri, esas olarak deneysel gerekçelerden hareket ettiler. Örneğin, Fransız ya da Türkiye’nin Cumhuriyet devrimine bütünüyle itiraz etmek yerine, kendi tezlerini bu devrimlerin kimi sonuçlarından yola çıkarak savundular. Felsefi ve tarihsel bir tartışmaya girmekten çok, Fransız ya da Türk Devrimi’nin ilkelerine en fazla bağlı kanadını oluşturan Jakobenlere, Jön-Türklere (İttihatçılara ve Kemalistlere) yani devrimciliğe saldırdılar.

Bu anlamda muhafazakârlar hiçbir zaman tarihi ve toplumları değiştiremezler. Gerçek anlamda hiçbir toplumsal ilerlemeye öncülük edemezler.

***
Sonuç olarak muhafazakârlık, kapitalist modernleşme süreci karşısında, bu sürecin çözdüğü siyasal, toplumsal ve kültürel yapıların ve sınıfların gösterdikleri tepkiye dayanır. Temel talebi, bu kurumların toplumsal yaşamdaki yerlerinin sürdürülmesidir.

Muhafazakârların iktisadi bakımdan liberal kapitalizmle, başka bir anlatımla serbest piyasa ekonomisiyle ve özel mülkiyetle hiçbir sorunları yoktur. Tam tersine siyasal, kültürel ve felsefi bakımdan tutucu hatta dinci oldukları halde iktisat alanında aşırı liberal bir tutum içinde olabilirler.

“Batı’nın ilmini ve tekniğini alıp, yerel kültürü ve değerleri korumak” diye formüle edilen anlayış, aslında Doğu’nun ve İslam Dünyasının geri kalmışlığının en önemli nedenleri arasındadır. Çünkü Batı’yı Batı yapan şey, tam da muhafazakârların ve İslamcıların reddettikleri aydınlanma geleneği, akılcılık, felsefe ve laiklik gibi değerler, yani kültürdür.

Türkiye’deki Cumhuriyet deneyimi, aydınlanma devriminin Doğu’daki tek örneğiydi. Onu da boğdular.

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız