İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

YAZAR YAZI

Abdullah Gül bir değil iki dönem aday olabilir

Abdullah Gül bir değil iki dönem aday olabilir

31 Temmuz 2012 Salı, 08:34

Can Ataklı/VATAN

Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresiyle ilgili aldığı kararın ne anlama geldiği artık daha da netleşti.

Abdullah Gül’ün danışmanı Ahmet Sever’in açıklamaları bir gerçeği ortaya çıkardı.

Tam tahmin ettiğim gibi “kısmi bozma” kararı tamamen Abdullah Gül’ün arzusu doğrultusunda olmuş.

Daha önce de yazmıştım; normal olarak Meclis’in Cumhurbaşkanı’nın görev süresiyle ilgili çıkardığı yasanın tamamı Anayasa’ya aykırıydı.

Ancak Anayasa Mahkemesi kararın sadece yarısını Anayasa’ya aykırı buldu ve kısmi iptal kararı verdi.

Buna göre mevcut Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 7 yıl. Ancak yasanın ikinci bölümündeki “Daha önce Cumhurbaşkanlığı yapanlar yeniden aday olamaz” maddesi iptal edildi.

Yani yasa Abdullah Gül esas alınarak düzenlenmiş oldu

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı almasındaki temel etken bana göre yeni üye yapısını, anayasa değişiklikleri oylamasından sonra iktidarın değil Abdullah Gül’ün oluşturmasıdır.

Yüce Mahkeme üyeleri kendilerini oraya getiren Cumhurbaşkanı’na şükranlarını bu yolla sunmuş oldular.

Eğer Anayasa Mahkemesi yasanın tamamını iptal etseydi, ağustos ayı içinde yeni Cumhurbaşkanı’nı seçmek için sandık başına gidecektik.

Bugünün koşullarında, Gül’e yeniden seçilme hakkı tanınmış olsa bile, Erdoğan’ın adaylığı karşısında Gül’ün adaylıktan feragat edeceği kesindi.

Kısacası, yasanın tamamı iptal edilmiş olsaydı, önümüzdeki ay Erdoğan’ın Köşk’e çıkması neredeyse kesindi.

Oysa şimdi durum değişti. Seçime iki yıl var ve Erdoğan’ın adaylığı bugünkü kadar kesin değil artık. Erdoğan’ın adaylığını ülke ve dünya şartları belirleyecektir.

Peki, Gül, Erdoğan’a rağmen 2014’te adaylığını koyabilir mi?

Mantıken bu pek mümkün görünmüyor.

Ancak Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Ahmet Sever’in sözleri, bu ihtimalin az da olsa 2014’te belirebileceğini gösteriyor.

Anlaşılan, açıkça söylenmese ve hatta her fırsatta “olur mu canım öyle şey” türü açıklamalarla desteklense bile, iktidar ile Çankaya arasında bir soğukluk olduğu ve ciddi bir çatışmaya bile yol açması mümkündür.

Çankaya ile iktidar arasında şimdilik “görünmeyen” çatışmanın nedenlerine önümüzdeki günlerde değinmeye çalışırım.

Burada son nokta olarak şunu yazmak istiyorum. Gül 2014’te aday olup seçilebileceği gibi 2019’daki seçimlerde de aday olabilir.

Anayasa Mahkemesi kararında “eski cumhurbaşkanlarının yeniden aday olabilmesine olanak sağlanıyor” ancak bir kısıtlama konulmuyor. 2014’e geldiğimizde sistem sil baştan olacaktır.

Yani Gül aday olursa “ikinci kez seçilmek için” değil “ilk kez seçilmek için” aday olacaktır.


*****


Teşhis rezaleti

Dörtyol’daki “teşhis rezaleti” büyük olasılıkla bir şekilde kapanacak. Hatta belki sorumlular hakkında göstermelik de olsa hafif cezalar da verilecek. Ancak bundan sonra hiçbir polis ya da herhangi bir kamu görevlisi, bir iktidar mensubu, ailesi veya yakınlarına karşı yasal ve hukuki olsa bile bir yaptırımda bulunmaya kalkamayacaktır.

Bunu bilelim ve buraya nokta koyalım.

Öte yandan, milletvekili çocuğu “yasal hakkı olan” teşhis uygulamasından yararlanırken, Hopa olayları protestosunda polislerin kalça kemiğini kırdıkları Dilşat Aktaş’ın bu “yasal hakkını” tam 425 gündür kullanamaması da ayrı bir rezalet.

Kalabalık ve heyecanlı üstelik çatışmalı bir ortamda, hepsi aynı üniformayı giymiş kişileri bir gün sonra bile tanımak çok zordur. Kaldı ki bir yılı aşkın süre sonunda karşınıza sizi yaralayan bir polisi, yine üniformalı hâlde ve 10 kişinin arasından seçip tanımanız mümkün olabilir mi?

Dilşat Aktaş’ın önüne, kendisine saldıran polisi tek başına koysanız bile teşhiste büyük güçlük çekecektir.

Bu arada bir de çok merak ettiğim konuyu sorayım; Dörtyol’daki teşhis rezaletinde, milletvekili çocuğu, karşısına dizilen polislerle yüz yüze. Oysa bu tür teşhislerde arada aynalı camlı bölme olması gerekmiyor mu? Teşhis edenle teşhis edilen karşı karşıya konulur mu?


*****


Haber kanalının süresi neden kısıtlıdır?

Her şeyde olduğu gibi haber kanallarında da enflasyon yaşıyoruz. O kadar çok haber kanalı var ki, izlemek bile zor.

Ancak “haber kanalı” olan bu kanallar garip biçimde kendi kendilerini sınırlıyor. Hemen her gün ve hemen her haber kanalında sunucuların şu sözleri bıkmadan tekrarladıklarını duyuyorum: “Efendim çok önemli bir konu ama ne yazık ki zamanımız sınırlı.”

İyi de bir haber kanalının zamanı neden sınırlıdır. Adı üstünde “haber kanalı” değil mi?

Eğer konu çok önemliyse sunucu neden konuyu kapatır ve sanki arkasından çok önemli bir başka program gelecekmiş gibi izleyiciyi de tatmin etmez.

“Reklamlar” diyen olabilir. Ne var bunda? Reklama gidersiniz, sonra konuya dönersiniz. Yok, eğer haber kanalları kendi planladıkları yayın akışını yapacaklarsa o zaman da “konu çok önemli ama zaman sınırlı” demesinler bari.


*****


Özel’in tavrı özel değil

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel gazilerle iftarda “Şehit haberlerinin geldiği ortamlarda tatil yapmam” demiş. Yani Genelkurmay Başkanı bu yıl tatile çıkmayacakmış.

Bizim gazetede dâhil gazeteler bunu “hassasiyet” olarak değerlendirmiş.

Yandaş medyadakiler ise bir karakol baskınında golf oynamayı sürdüren komutana atıfta bulunarak “İşte fark” gibi başlıklar bile kullanmışlar.

Oysa Necdet Özel’in tavrında özel bir durum yok.

Türkiye şu anda “ilan edilmemiş” bir savaşın içinde. Bir tarafta terörle mücadele, öte tarafta Suriye ile patlayabilecek bir sıcak temas olasılığı içinde yaşıyoruz.

Böyle dönemlerde ilgili ve sorumlu makamlarda olanların tatil yapma gibi bir lüksü olamaz ki zaten.

Örneğin 2010 eylülünde Anayasa referandumu yapılmıştı. Referanduma giden günlerde gündem çok yoğundu ve gazeteciler, yazarlar hatta akademisyenler bile tatil yapamamıştı.


*****


Şehit sayısına göre manşet

Okurlarımdan Coşkun Telciler gündemle ilgili neredeyse her gün bir mesaj gönderir ve görüşlerini paylaşır. Dün de bir mesaj göndermiş. Diyor ki “Gazeteler şehit haberlerinde neden sayıya göre davranıyor? Her gün şehit haberi alıyoruz, ama bunlar bir iki ise gazetelerde çok küçük haber olarak okuyabiliyoruz.”

Aslında uzun yıllardır yaşadığımız bir sorun bu. Yazı işlerinde atkif çalıştığım günlerden de hatırlıyorum, sanki bu konudaki haberleri şehit sayısına göre değerlendiriyoruz.

Yani bir iki şehit varsa fazla önem vermiyoruz. Şehit sayısı 5’i geçtiğinde haber daha büyük yer alıyor. Bu aslında şehit haberlerini kanıksamaktan kaynaklanıyor. Eskilerin deyimiyle “vaka-i adiye” yani “sıradan olay” olarak algılıyoruz. Her gün olan, adeta rutin haline gelmiş olay gibi.

Ne zamanki aynı anda 5’ten fazla şehit haberi geliyor, o zaman olay “rutin” olmaktan çıkıyor.


*****


Nedense ne zaman dış politikamızın temelini oluşturan “Stratejik Derinlik” tezini ve stratejimizin “derinliğini” duysak aklımıza “kendi mezarını kazmak” deyimi geliyor. (Gani Yıldız)

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız