İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

YAZAR YAZI

Ben senin terörist olma ihtimalini sevdim (2)

Ben senin terörist olma ihtimalini sevdim (2)

18 Haziran 2012 Pazartesi, 08:14

Yüksel GENÇ / Bakırköy Cezaevi

Tanrılar çıldırmış olmalı! Böyle yazıyordu filmin başlığında. Adını hak eden çağrıcı filmlerden biriydi. Pek çok serisi çekildi. Ama ben en çok da bir sahnesini unutmadım. En çok da o sahnesini yüreğime işledi.

Filmin kahramanı, kaybolan çocuklarını dağ bayır aramaya çıkan bir kabile üyesi. Kahramanımız mülk duygusundan uzak olarak doğada yaşıyor. Onun dünyasında suç, ceza, günah ilişkisini doğa ve doğal olan belirliyor... Çocuklarını ararken her insan gibi acıkıyor. Doğanın ona sunduğu bir nimet olarak gördüğü koyunlardan birini oracıkta kesip yemeye koyuluyor.

Ama o da ne? Üstünde giysiler olan bir adam ona doğru koşuyor. Anlamadığı bir dilden bağırıyor ve kızgın hareketler sergiliyor. O ise tüm tebessümüyle garip hareketler yapan adamı sofrasına davet ediyor. Aç olduğu için kızgın olduğunu düşünüyor. Herkese yetecek kadar koyun varken neden bu kadar kızgın olduğunu ise hiç anlayamıyor. O anlayamadan kendisini beton duvarları olan binanın dibinde karanlık, küçük bir odada hapsedilmiş buluyor. Ama neden? Bilmiyor.

Dilini bilmediği bir mahkemede “hırsızlıktan” yargılandığını anlamak biraz zamanını alıyor. Dağ başında gördüğü adam onu sürüsünden bir koyun çalmakla suçluyor. O ise mahkemede sadece hikayesini duyurmaya çalışıyor: “...Çocuklarımı ararken acıktım. Bir koyun sürüsüne rastladım. Bir tanesini kestim, tam yerken bu adam geldi. Onu da davet ettim ama o kızıp duruyordu...”

Kahramanımız hırsız olmadığını, doğanın olan şeyin doğadan ödünç alınabilineceğini, yaşamak için hakkı olanı almak dışında bir şey yapmadığını nafile anlatıyordu. Kent dünyasının insanlarının suç ve ceza anlayışı ona pek anlaşılmaz geliyordu...

Bizim durumumuzu da pek çok açıdan bu öyküdeki kahramanın durumuna benzetiyorum. Yıllardır yaptığımız iş ve işimizin doğal gerekleri bir anda “suç”, hatta tüm hayatımız suçun konusu oluverdi. Meşru ve yasal bildiğimiz pek çok şey bir anda meşruiyetini ve yasallığını yitirmiş gibi. Karnını doyurduğunu sanan yerli adamın yaşam etkinliğine “hırsızlık” denmesi gibi; siyaset, gazetecilik, avukatlık, muhasebecilik...v.s yaptığını sanan bizlere “terörist” dendi.

Malik olanlar yerli adamın hırsız olma ihtimalini, bizlerinse “terörist” olma ihtimalini sevdi. Bu yüzden düne kadar yasal ve meşru olarak bildiğimiz ne varsa bugün bir bir illegal ve gayri meşru ilan edilir oldu. Abarttığımı sanmayın, yaşadığımız tastamam bu!

***

Dedim ya, savcı bizim gazeteci olma ihtimalimizi değil de “terörist” olma ihtimalimizi sevmiş! Bu ihtimal iddianamemizin ana mantığını ve çatısını da oluşturmuş. Bizim için zûl olsa da bu konudaki örnekleri vermeyi sürdürelim.

Biliyorsunuz, savcı iddianamede çalıştığımız yayın organlarını örgütün yayın organları olarak nitelemiş. Bizler de esas olarak bu yayınlarda çalıştığımız için suçlanıyoruz. Yayınlarımızın örgüt yayını olduğuna dair sunduğu en somut delil ise yaptığımız haberler. Savcıya göre Kürt meselelerini ve PKK’ye dair haberleri ulusal medyadan önce bu ajanı ve gazetelerin görmesi örgütün yayın organları olduklarının en çıplak göstergesi!

Oysa bu yaklaşımın kendisi savcının gazetecilik mesleğinden anlamadığının açık bir göstergesi. Eğer anlasaydı, yayın politikasında Kürt sorunu bulunan bir gazete veya ajansın Kürt meselesine ilişkin haberlere yayın önceliği verdiğini bilirdi. İkincisi; konusuna ilişkin haber atlamamak, hatta mümkünse başka yayınlara haber atlatma istediğinin mesleki bir refleks olduğunu bilirdi. Üçüncüsü; bu tür haberlerin muhalif medya dışında alıcısının çıktığı dönemlerin iktidarın tutumunun ve konjonktürel durumların belirlediğini bilirdi. Dördüncüsü; söylendiğinin aksine “ulusal medyanın” söz konusu haberlere erişim olanağının bizden daha çok olmasına karşın, iktidarlarla kurdukları ilişki ve beklentiler nedeniyle görmezden geldiğini bilirdi. Beşincisi; merkez medyanın yayın politikası gerekçesiyle bu konudaki haberlere bir yaklaşım sergilediğini bilirdi. Altıncısı; resmi olarak kurulmuş, yasal süreçlere tabi yayın organlarının muhalif de olsa izledikleri yayın politikaları ve çizgileri suç teşkil etmediği gibi, evrensel koruma ilkelerine tabiidir. Yedincisi; Gazetecilik mesleğinde suç, iktidarların hoşlanmadığı konuları haber konusu yapmakla oluşmaz, aksine haber alma ve bilgi edinme hakkına müdahale edildiğinde oluşur. Sansür en affedilmez mesleki suçtur!

Şimdi buradan baktığımda bu iddianame ile bizlere adeta iktidarla yandaş-candaş olmamanın bedeli ödettirilmek istenmektedir. Bunun için düne kadar suç olmayan bugün suç olarak lense edilmektedir. Bütün mesele burada düğümlenmektedir.

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız