İletilerinizi bekliyorum...

gulerbugday@ttmail.com

Facebook

    (Güler Buğday)

Twitter

    twitter.com/gulerbugday

 

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI

25 Kasım 2015 Çarşamba, 16:29

Cumhuriyeti kuran parti, artık laik cumhuriyeti yıkanlara, tek adam diktasını dayatanlara ve korku imparatorluğu yaratanlara engel olamıyor!

Bursa Bamsz | letiim | zgemiim | Kitaplarm | Hakkmda Yazlanlar | Animasyonlu iirler

Ana Menü

» Ana Sayfa

» Haberler

» Yazılarım

» Yazarlar

» İletişim

» Künye

» Bize Yazın

» Bağlantılar

ATATÜRK Diyor Ki;

Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

YAZAR YAZI

Arap dünyasının lideri Türkiye değil Mısır’dır

Arap dünyasının lideri Türkiye değil Mısır’dır

05 Aralık 2011 Pazartesi, 05:38

Aslı Aydıntaşbaş /Milliyet

İsrailli tarihçi Ehud Toledano, Arap Baharı’nda Türkiye ve İsrail arasında “medeni bir diyolog” çağrısı yapıyor. Ancak uyarıyor: “Arap dünyasının lideri Türkiye değil Mısır’dır”



Türk-İsrail ilişkilerini takip edenler için, Ehud Toledano tanıdık bir isim. Akademisyenlerin siyaset sahnesinde el üstünde tutulduğu ülkede, Tel Aviv Üniversitesi Osmanlı Tarihi profesörü, yıllardır İsrail hükümetlerinin Türkiye konusunda akıl danıştığı uzmanlardan biri.
Tarih çalışmaları yanında Türkiye’de diplomatik ve akademik çevrelerde de tanınan Toledano’yu haftasonu Abant Platformu tarafından düzenlenen “Arap Baharı” konulu konferansta yakaladım. Arap Baharı’nın tartışıldığı bir ortamda Abant Platformu’nun Mısır, Tunus ve çevre ülkelerden isimler yanından İsrailli bir akademisyeni de davet etmiş olması çok isabetli. Ancak Toledano’yla sohbetimiz, Arap Baharı’ndan ziyade Türk-İsrail ilişkilerinin kışı üzerineydi. Etraftan sadece “Yaşasın Türkiye!” naralarının yükseldiği bu boğucu düşünce ortamında, İsrailli akademisyenle sohbetimi, virgülüne dokunmadan aktarıyorum...

“Özür bir şey degiştirmezdi”

İsrail’deki Türkiye konusundaki son atmosfer ne?
Kime sorduğunuza bağlı. Sokaktaki insan Erdoğan’ın açıklamalarından rahatsız ve kızgın. Arayı düzeltmek istemiyorlar. Ama karar onların değil. Siyasi elit ise her zaman Türkiye’yle ilişkileri önemsedi; şimdi de düzeltmek istiyorlar. İlişkimizin hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını biliyorlar. Ama farklı bir ton, medeni bir diyalog istiyorlar. Ve üzerlerine düşeni yapmaya hazırlar. Hükümet o yüzden David Meidan’ı yolladı.

Neden Netantyahu son dakikada özürden vazgeçti?
Masada iki tarafa da makul gözüken bir formül vardı. Ancak başında özür dilemeyince, Netanyahu sanki daha sonra ültimatona boyun eğiyor gibi görünmek istemedi. Siyaseten de bu imkansızdı. Ayrıca sadece Lieberman’ın karşı çıkması melesi değil, genel anlamda hükümette yapılan değerlendirmede özrün hiçbir şeyi değiştirmeyeceği analizi yapıldı. İlişkiler yine eski haline dönmeyecekti. Bu noktada Netanyahu’ya çeşitli yerlerden verilen tavsiye ve özellikle de Bernard Lewis’in özür dilenmemesi yolundaki kişisel mektubu da etkili oldu. Bütün bunlardan dolayı özür dilememe kararı aldı.

Sizin tavsiyeniz neydi?
Ben hemen ilk başta özür dilenmesi gerektiğini düşünüyordum. Başta olsaydı olurdu; ama zaman geçtikçe özrü büyük bir taviz olarak yapmak yanlış olacaktı. Hele de sert bir dil ve “şımarık oğlan” gibi ifadelerden sonra. Bu noktada özür dilense başka sorunlar çıkardı çünkü karşımızda tanımadığımız bir Erdoğan var. 2007’ye kadar tanıdığımız Yad Vashem’i ziyaret eden Erdoğan’la Davos’ta, Mavi Marmara olayında gördüğümüz Erdoğan bambaşka insanlar.

Ancak özür dilememekle asıl kaybeden İsrail değil mi? Arap Baharı Türkiye’yi çok avantajlı bir konuma getiriyor. Zaman Türkiye’nin lehine, İsrail’in aleyhine işlemiyor mu?
Hayır. Türkiye’nin Arap Baharı’nda çok hatası oldu. Gerçi hatadan hızlı döndü. Bir kere bölgeyle ilgili iddia ettiği kadar yakın bilgisi yok. Ticari ilişkileri ve stratejik eğilimi var. Ama Türkiye’nin anlamadığı, popülarite ya da Arap sokağının size rock yıldızı olarak alkışlaması bölgedeki stratejik değerinizi yükseltmiyor. Bölgedeki Arap olmayan yegane iki ülke olarak Türkiye ve İran , Orta Doğu’da liderlik yapamaz. Arap dünyasının lideri Mısır’dır ve Mısır olmaya devam edecek. Türkiye’nin yapması gereken Mısır’la çalışmak.

“Mısır bize sırtını dönmez”

Ankara Yeni Mısır yönetimiyle iyi ilişkisi kurmuş gözüküyor. Asıl İsrail’in Mübarek sonrası Mısır’la arası zor olmayacak mı?
Mübarek’in gidişiyle İsrail’in bir dost kaybettiğine şüphe yok. Ancak Mısır’la iyi ilişkilerimiz sürüyor ve Türkiye istemese de sürecek. Çünkü dost olmak iki ülkenin de çıkarına. Mısır, Türkiye’ye uyup İsrail’e sırtını dönmez.

İsrail’le krize rağmen Ankara ve Washington arasındaki ilişki çok iyi...
Evet ama Washington bölgedeki en önemli müttefiğinin İsrail’le kriz yaşamasını istemiyor. Bu Türkiye’nin bölgedeki etkisini azaltıyor.

“Nisan’da Ermeni tasarısı”

Ama Obama yönetimi Türkiye ile olan ilişkisini İsrail boyutundan soyutlamış gibi. Sanılanın aksine, İsrail’le kavga edince Amerika’da başımıza taş yağmadı...
Davutoğlu, Kongre Dış İlişkiler Komitesi’nde zor anlar yaşadı. Adeta hedef tahtası oldu. İnanamadı. Bunu sadece Yahudiler diye geçiştirmemek lazım. Ayrıca Yahudiler Kongre’deki en önemli lobi. Nisan ayında Ermeni tasarısı yeniden gündeme geldiğinde göreceğiz. Bu kez Türkiye’nin istediği yardımı bulabileceğini sanmıyorum. Obama şu anda israil’e inanılmaz kur yapıyor. Hatta biz bile anlamıyoruz bir anda neden bu kadar yumuşadığını.

Yine de, İsrail’le kavganın Türkiye’ye büyük bir faturası olduğunu sanmıyorum. Neden barışsın?
Çünkü bölge istikrarsız ve böyle olmaya devam edecek. Arap Baharı’nda iki ülkenin de çalkantılara karşı birbirinin desteğine ve yardımına ihtiyacı var. Türkiye ayrıca bölgede etkin olmak istiyor ama burada en önemli konu Orta Doğu barış süreci. İsrail’le de kavgalı olduğu için söz sahibi olamıyor. Ayrıca daha Suriye’nin PKK üzerinden Güneydoğu Anadolu’da neler yapabileceğini bilmiyoruz. Burada istihbarat ve elektronik aletlerle ne olup bittiğini bilmek isteyebilir. Doğu Akdeniz’de de enerji deposu haline geliyor. Herkesi tehdit mi edeceksiniz yoksa bir araya gelip bir şeyler mi yapacaksınız? Liste uzun.

“Dersim özrü önemli”

Bu arada tam tersine burada İsrail’in PKK’ya yardım etme ihtimali de konuşuluyor...
İsrail’in her zaman Kürtlerle yakın ilişkisi oldu. 30 yıl önce Amerikalılar bize “Durdurun” diyene kadar Mossad Kuzey Irak’ta çok aktifti. Uzmanlarımız ve istihbaratçılarımız vardı. Genelde İsrail’de Kürtlere yönelik sempati var. Ama biz Kürtlere değil hep Türkiye’ye yardım ettik. MİT’in Öcalan’ı yakalaması Mossad istihbaratı sayesinde oldu. Şu anda da İsrail Türkiye’yi kızdıracak bir şey yapmayacaktır.

Osmanlı yeniden mi kuruluyor?
Tabi ki hayır. Yeni Türkiye’nin Osmanlı mirasıyla barışması çok iyi bir şey. Türkiye tarihi hiçe saymak yerine tarihi geçmişi olduğu ülkelerle yeniden köprü kurmak istiyor. Ancak bu bölgenin yeniden Osmanlı kontrolüne girmek istediğini sanmayın. Ayrıca oralardaki istikrarsızlıklar da kolaylıkla Türkiye’ye ithal edilebilir...

Peki bir Osmanlı tarihçisi olarak Başbakan’ın Dersim özrüyle başlayan “tarihle yüzleşme” tartışmasını izliyor musunuz?
Ak Parti, medyadaki sıkıntılara rağmen, orduyu siyasetten çekerek Türkiye’yi demokratikleştirdi. Kenan Evren’in anayasasını değiştirmekten söz ediyor. Başarılı olmasa bile Aleviler ve Kürtlerle açılım süreci başlattı. Dersim özrü de bunun bir parçası. Geçmişte yüzleşme çok önemli. Eninde sonunda bu tartışma Ermeni konusuna da gelecektir. Hemen olmayabilir ama bu imkân artık var.



Bernard Lewis kimdir?

95 yaşındaki Bernard Lewis, yaşayan en ünlü ve siyaseten en güçlü tarihçilerden. Akademik kariyerine İngiltere’de Osmanlı üzerine çalışmalarıyla başlayan Lewis, 70’lerden itibaren Princeton Üniversitesinde Orta Doğu ve İslam konusunda bir otorite haline geldi. Lewis’in 1915 Ermeni olaylarının “soykırımı” değil katliam olduğu yolundaki tezi, 1980’lerden itibaren Türkiye’nin Ermeni iddialarına karşı sarıldığı en önemli silahtı. Ünlü tarihçi yıllarca Ankara’da devlet nezdinde büyük saygı gördü. Ancak 2004 yılında Chicago’da katıldığı bir seminerde Başbakan Erdoğan’ın sözlerine verdiği sert cevaptan alınan Lewis, Türkiye’ye küserek o tarihten sonra bir daha gelmedi. 11 Eylül sonrası yıldızı yeniden parlayan Lewis, Bush döneminde Washington’da hem neo-con çevreler hem de yönetim nezdinde büyük saygı gördü. Musevi asıllı tarihçi, İsrail’de de siyasi ve entellektüel ağırlığı olan bir isim.



Ekranlarda Kılıçdaroğlu’na sansür mü var?

Dün gazeteye gelirken işlemek istediğim konulardan biri, CHP’nin İzmir mitingini seyrettikten sonra, iç çekişmeler ve kulislere gömülen anamuhalefetin siyasi konulara “geç refleks” verdiği eleştirisinden bulunmaktı. Çünkü mitingin konusu olan İzmir belediyesine olan baskın üzerinden haftalar geçmişti!
Ancak gel gör ki, CHP’nin İzmir Gündoğan Meydanı’nda 100 bin kişinin katıldığı sanılan mitingini seyretmek neredeyse imkansızdı. Ağız birliği yapmışçasına haber kanallarından hiçbiri mitingi yayınlamadı.
Hem de programcılar açısından ölü saat sayılan Pazar öğle vakti olmasına karşın. CNN Türk’de uzun uzadıya bir maç yorumu, Habertürk’de Pakize Suda’nın Kırıkkale’de sokaktaki insanlara “Arap Baharı nedir?” diye sorması, SkyTürk’de yine spor vardı. Diğer kanallar da aynı. Neyse ki NTV mitingin 10 dakikasını verdi ama sonra onlar da yemek programına geçti. Bu normal bir durum değil tabii.
İktidarını yüzde 50’yle perçinlemiş bir hükümetin anamuhalefetin İzmir’de belediyeye yönelik tutuklamalara karşı organize ettiği bir mitingi bu kadar önemseyeceğini, önemseyip de televizyonlara “Aman yayınlamayın” diye haber salacağını hiç sanmıyorum.
Demek ki söz konusu olan “otosansür” dedikleri şey...
Bir gün önce de BDP’nin Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda bir mitingi vardı. Gazeteler iç sayfalarda kısacık haberlerde mitingde 50 bin kişi olduğunu, BDP lideri Demirtaş’ın sert mesajlar verdiğini, kalabağın “Hepimiz KCK’lıyız” diye haykırdığını söylüyor.
Cumhurbaşkanı Gül, Kürt meselesinin “Türkiye’nin en önemli meselesi” olduğunu söylemişti. Haliyle bu mitingin de polis kayıtları dışında kamuoyu açısından bir haber değeri olmalı.
Ama galiba medya BDP’ye sansür, CHP’ye de BDP muamelesi yapıyor.

Yazarlar

AKP ‘darbeyi’ kapatacak

25 Ekim 2016 Salı, 12:14


AKP ‘suç ortağı' arıyor

Mustafa Ünal /ZAMAN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:28


Koalisyona ‘derin devlet’ dokunması!

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Haziran 2015 Cuma, 09:21


Cumhurbaşkanı azınlık hükümetini engelleyemez

Erhan BAŞYURT/BUGÜN

12 Haziran 2015 Cuma, 09:16


Ya Koalisyon ya Başkanlık...

Eren Erdem/YURT

12 Haziran 2015 Cuma, 08:58


Kırılma noktası!

Güngör Mengi/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:45


AK Parti’yi Kürtler neden terk etti?

İbrahim Kiras/VATAN

12 Haziran 2015 Cuma, 08:42


Ali İsmail…

Bekir Coşkun - Sözcü

23 Ocak 2015 Cuma, 09:34


Bu memleketi çiftliğiniz mi sandınız?

Mehmet Kamış/ZAMAN

14 Ocak 2015 Çarşamba, 09:39


Charlie’ye saldırı Bursa’da protesto edildi

Can Ertan /HABER

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:57


Kobane'den Paris'e emperyalizm ve laiklik

Özgür Şen

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:17


AKP’nin IŞİD çıkmazı

Hüseyin ALİ/Özgür Gündem

14 Ocak 2015 Çarşamba, 08:10


Siyasi etik yasası çıkarılmalı

Serpil Çevikcan/Milliyet

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:37


MİT’in sicili

Gültekin AVCI/BUGÜN

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:17


İslamofobi ve provokasyon

İhsan ÇARALAN /Evrensel

12 Ocak 2015 Pazartesi, 09:11


Seçimi böyle kazandık: “VİCDANEN RAHATSIZIM”

Hüseyin Özay/Taraf

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:32


AKP’nin erkek aklı özgür kadından korkuyor

Zilar STÊRK/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:25


Barışı, ancak özgürlükler besler

Hüda KAYA/Özgür Gündem

12 Ocak 2015 Pazartesi, 08:14


Bilim siyasetin elini öptüğünde...

Cüneyt Ülsever/YURT

11 Ocak 2015 Pazar, 10:19


Sabri Uzun da “cadı avı”na katıldı

Nazlı Ilıcak /BUGÜN

11 Ocak 2015 Pazar, 10:18

Son 20 Yazım

CHP, NEDEN İKTİDAR VE UMUT OLAMIYOR, 7 HAZİRAN VE 1 KASIM SEÇİM SONUÇLARI


AHMET İSVAN, CUMHURİYET ÇINARI VE EFSANE BAŞKAN


GERÇEK VE NAMUSLU SOLCULAR GÖREV YİNE SİZE DÜŞTÜ.


ÇARŞAFI ÇIKARDI, PEÇEYİ ATTI VE GÖZLERİNİ YUMDU!..


12 Eylül Faşizmi unutuldu mu?


Yıllar önce Yasin El Kadı'yı yazmış ve uyarmıştım:KEFİL OLANA KEFİL MİSİNİZ ?


Yıllar önce yazmışım \\\\\'ÇANKAYA SIRAT KÖPRÜSÜ!\\\\\'


Tüm Dostlara Teşekkür…


Erdoğan, haysiyet cellatlığı yapıyor: Bağırdıkça korkuttuğunu, hakaret ettikçe sindirdiğini sanıyor!


Gülen Cemaatinin ‘Altın Nesil’ hedefi:


Endişeliyiz, Kaygılıyız, Hatta Kırgın ve Öfkeliyiz, Ancak Çözümsüz ve Umutsuz Değiliz...


Ülkelerin ve Toplumların Uygarlığı Çocuklarına Yaptığı Yatırımla Anlaşılır.


Kardeşlik Kanla, Barış Sözle Olmaz...


Sayın Başbakan, ‘Marjinal’ değilim ama isyanlardayım


CHP Milletvekilleri Gezi’de Gökkuşağı çocuklarının yanında…


Çapulcu Halkın Okuduğu Şiir!


“İNSANLAR İHANETE TUTSAK” Diyerek Yeniden Merhaba…


Dost Okurlarımdan Kısa Bir Süre İzin İstiyorum.


Sadece İnsan Olmak!


Annemin de Başını Ezerler mi?

Takvim

Pt Sl Çr Pr Cm Ct Pz
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930
info@bursabagimsiz.info.tr

Bursa Bağımsız adlı, www.bursabagimsiz.info.tr adresinde yayınlanan işbu web sitesi içerisinde yayınlanan yazınsal ve görsel içeriğin her hakkı saklıdır.

Site içerisinde Güler Buğday dışında yazınsal ve görsel içeriği yayınlanan konuk yayıncıların eserlerinin her türlü hukuksal sorumluluğu konuk yayıncıya aittir. Güler Buğday işbu içerikten ötürü sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2022 Bursa Bağımsız